***
İşte yeni ekip arkadaşlarımın olduğunu söylemiştim.Geçenlerde yemek yemeğe oturduk bi kafeye.Bende de astım var gıcık tuttu öksürük krizine girdim.Kızlardan biri de o sırada müşteriyle konuşuyordu telefonda.Öksürüğümden rahatsız olmuş hanımefendi karşısındaki kızın ayağına vurmalar sustur şunu diyerekten, tuhaf mimiklere bürünmeler falan.Madem çok rahatsız oldun kalk az ötede konuş.Kıçını kaldır önemliyse.Bir kaç defa söylendi bende dayanamadım 'E kalksaydın!' dedim.Mal mal baktı suratıma.'Dur canım rahatını bozma ben kalkayım biraz da ötede can çekişeyim' dememi mi bekledi anlamadım.Bir yandan da sağ gözümden yaş akıyor o kadar tıkandım.Garsonda 'Aman bak Oya Aydoğan da böyle çok öksürdü, öldü' demez mi. 'Teşekkür ederim ya 'dedim gülerek.Ama kendimi bu kadar değersiz hissetmemiştim.O günü hep bu olayı düşünerek geçirdim.Evet o kızı tanıyalı daha bir ay olmamıştı benim için önemsiz biri.Ben de onun için öyleyim.Ama yine de ne bilim diğerleri 'İyi misin ne oldu? 'diye sorarken onun oflaması 'Hiç bir şey anlamadım konuştuğumdan' demesi bence çok kırıcıydı.Üzüldüm, kendi içimde yalnız biriyim bu olayla iyice kapandım kendime.Ben çok değersiz biriyim, ben hayaletim, ben sıkıcıyım, ben sevilmeyenim ben,ben,ben..
İnsan ya da hayvan farketmiyor işte yalnızlık ve değersizlik hissiyle içimize kapanıp içten içe hastalanıyoruz..
***
Shot'a İthafen,
Bahçe katında, yeşillikler içinde, büyük bir evde seni kuş seslerinin uyandırdığı bir cennette yaşatmak isterdim evladım ama şimdilik 45 m2lik bir kutunun içinde araç seslerinin uyandırdığı bir evde yaşamak zorundasın.Ve seni seviyorum..






